Karaya Vuranlar-2
Geçmişte çekilen fotoğrafların ne denli ızdarap verdiğini bilenlerdenim.
Hangi fotoğrafa baksam, bir elem ve bir keder.
Aslında bakmayınca pek sorun olmuyor.
Tam bakacak olduğum zaman, geçmiş diyorum, ızdırap verecek buna inanıyorum ve vazgeçiyorum.
Kestirme yollar var. Yakmak gibi ya da dijitalse silmek gibi.
Hayat devam eder nasılsa. Belki, unuturum zamanla.
Zaten hep unutkandım hatırlasana.
Resim kader, fotoğraf kederin habercisi.
Bir roman değil belki; içli bir dizi.
Kendime kızmak istiyorum.
Niye insanların fikirlerini bu denli önemsiyorum.
Nasıl devam etmeli?
Güvendiğim kaç dağ yıkıldı biliyor musunuz şu 3 yılda?
Ne kaldı ki yaşamak için?
Değecek ne kaldı?
Kimin için bu savaş, niye?
Herkese davulun sesi hoştur.
Misal herkes, sorsanız hayatını kazanmıştır.
Aslolan, hayatını kazanmaksa, hâlâ niye başkalarına muhtaçsın?
Sorarım ey ahali.
Hep sordum, hep başkalarını dinledim.
Asıl sorması gerekenler hep benden kaçtı.
Ne bir arkadaş, ne bir dost, ne de …
Susuyorum.
Her zamanki gibi.
Düzelir diye bir umudum yok artık.
Kendi türkülerimi söylüyorum.
Başkalarını yargılama gibi bir aptallığı da kalkmıyorum.
Yalnız başına ne yapabilirsin ki başka.
KAÇ DAĞ YIKILDI BAKALIM?
Gözümde büyüttüklerim onlar..
Fazla değer verilmiş.
Kimi beş para etmez bir tepeymiş.
Bazısı dümdüz bir ova.
Kimisi artık bir tepecik.
Kimileri kafasında bir balonla.
Kimi ise halâ öyle ben dağım imâsında…
Sana söz yok yukarda.
Anlayanaa