Bugün kullanmalıya konu olan, aslında benim uzunca süredir kullandığım en sadık dostlarımdan. RSS beslemelerinin düştüğü, beni site site gezmekten alı koyan, yetmeyen zamanımda bana dünyaları sunan yegane şey… Evet vazgeçemediğim RSS Reader’ ımdan bahsediyorum.

Önce tabi mevzuya RSS’ ten başlamak lazım. Açılımına girmeden, en kısa haliyle RSS’ ini eklediğiniz (buton, yazı ne varsa tıklayıp çıkan linki readerınıza tanıtma) sitede yeni bir yazı olursa bunun kısa bir özetini size bildirmeye yarayan bir bilgi akış sistemi. Sağladığı avantaj yazının başlangıcının otomatik şekilde sizin Reader’ınıza düşüyor olması. Bu sayede takip ettiğiniz sitelerde yeni yazılar olup olmadığını tek bir adresten görüyorsunuz. Başlanıgıç kısmını tutmuş iseniz, linki ile yazıya ışınlanıp okumaya devam edebiliyorsunuz. Bu sayede 500′ e yakın takip ettiğim siteyi çok kolay bir şekilde takip edebiliyorum. Yetmiyor, siteleri kategorize ediyorum. Çok tuttuğum yazıları ayırıyorum, etiketliyorum, beğeniyorum, yorum yazıyorum, kendi akışıma şutluyorum…

Ben yıllardır Google Reader’ ı kullanıyorum. Sağlam servis sunuyor ve kendini gitgide geliştiriyor. İyiden iyiye sosyal bir ortama çevirmeye başladılar bunuda. Bir google account ile Web tabanlı bir Reader sahibi olabilirsiniz. Adresi google size söyler ;-)

Konu readerdan açılmışken mühendis bir adamın en çok psikoloji, felsefe ya da kişisel gelişim sitelerine ilgi duyuyor oluşuda ayrı bir muamma. O kadar mesleki yazarın RSS’i var. Ben hep gidip kişisel gelişim okuyorum. Çok enterasan. Ciddi ciddi bende sıkıntı var. :-) Arkadaş git teknoloji, WEB, kodlama başka bir şey oku yaa…

Bu blog aslında, sıradan beni anlatan bir blog olup çıkmaya başladı. Anlıyorum ve biliyorum ki bu hali ancak bana fayda sağlar. Unuttuklarımı hatırlatır. Hatalarımı yüzüme vurur. Beni mutlu etmez ve kendinden tiksinidirir. İlk başlarda, yani bu blogu tasarlarken ki günlere gitttim…

O kadar şık bir tema aradım, durdum… Siyahların içindeki bembeyaz sayfa olması benim için doğru bir seçim olmaya yetti aslında. Sonra bu temayı kendime göre editledim. Aslı daha orjinal gözüksede ben kendimce olmasını istedim. Onun logo alanı ve sağ toolbarını renklendirdim. O dönemin en orjinal sitelerini gezip bir sağ menü oluşturdum. İçine biraz okyanus havası kattım. Yetmedi kendi söz arşivimi buraya taşıdım. Adını bir damla koydum… Çöllerde kalanlara. Oysa ki ben hep okyanusta tek başımaydım. Bilirdim ki okyanus ve çöl biraz zor kesişirdi. Zaten kesişim kime göreydi ki?

İçimdekileri dökmeye çalıştım hep, kendimce vurgular kullanarak. Devrik cümle kurmamaya özen göstersemde aslolan anlattıklarım olduğundan bu hususu da fazla düşünmedim. Çok yazı yazmadım. Yazdıklarımın başında da saaatlerce oturdum çok emek verdim. Ve hala da vereceğim. Yeni kategorimiz ‘Kullanmalı’ dır, efendim. Her yazıda bir şeyi kullanacağız. Bu yazı da kullanacağımız şey açık zaten bu alanı kullanmalı.

Okuyucuda fikirlerini beyan eder mi? Bilinmez, belki bir gün.